Untitled Document
ETKİNLİKLER
DÖKÜMANLAR
DUYURULAR
  GESİD'den
  ÜYELERİMİZDEN
  SEKTÖRDEN
  S.T.K.'ndan
HABERLER
  GESİD'den
  ÜYELERİMİZDEN
  SEKTÖRDEN
  S.T.K.'ndan
 
  GESİD Yönetiminden Makaleler
  Üyelerimizden Makaleler
  Ziyaretçilerimizden Makaleler
GENÇ SİGORTACILAR DERNEĞİ

 

 

GESİD?İN GÖRÜŞLERİ


 

 

SÖYLEŞİ 2003 

 

 

Sigorta Dünyası Dergisi? nin Kasım-Aralık 2003 tarihli 512. sayısında yayınlanan ve GESİD? in kuruluşunun 10. yıldönümü sebebiyle Dünya Yazman? ın GESİD Genel Başkanı Hüsamettin Doğramacı ile yaptığı söyleşi :

 

D.Y. - GESİD genç sigortacıların enerjisini nasıl ortaya koymak istiyor?

 

H.D. - ?Çok köhne bir sektöre geldik. Genç olarak kendimizi burada göstereceğiz, her şeyi halledeceğiz? diye bir iddiamız tabii ki yok. Ama mutlaka her genç insanın bir enerjisi vardır Çalıştığı sektörde onu göstermesi gerektiği düşüncesindeyiz. Göstersin ki, bir şey katsın ve ilerleme olsun. İlerleme böyle olur. Çünkü insanlık  tarihi boyunca, bir şeyin üstüne bir şey konularak ilerleme olmuştur. Dolayısıyla bizim görevimiz bizden öncekilerin inşa ettiklerini, imkânlar çerçevesinde daha ileriye götürmek.

 

Bunu fertler halinde de yapabilirdik. Ama organize halde yapmak çok daha verimli olur, çok daha farklı olur, zevkli olur, fonksiyonel olur. Üstelik birbirimize cesaret veririz, güç veririz. Yoksa çok büyük bir iddiayla her şeyi düzelteceğiz diye bir meydan okumamız yok. Nitekim 10 sene önce kurulduğumuz zaman da olağanüstü iddialarla çıkmadık. Çok hoşgörü gördük, teveccüh gördük, kimseyi incitmedik, kimseyi haksız yere eleştirmedik, ?siz şunu eksik yaptınız,  ?biz bunu düzeltmek için buradayız, çekilin kenara? filan demedik. Herkesin yaptığına saygı gösterdik. Çünkü bizden önce de gerçekten sektörün mensupları çok fedakârca çalışmışlar, yokluk içinde bir şeyler üretmeye çalışmışlar. Güzel şeyler koymuşlar ortaya, herkes elinden geleni yapmış, sıra bizde. Biz de elimizden geleni yapmalıyız. Yapmazsak ayıp. Yapmazsak gerçekten hesap vermemiz lazım.

 

 

D.Y. - GESİD?in en önemsediği şey nedir?

 

H.D. - GESİD olarak hep önemsediğimiz şey ?mesleğimize sahip çıkmak? ve ?bu mesleği doğru dürüst yapılır hale getirmeye katkı sağlamak?. Şu anda doğru yapılmıyor. Bunu, kabul görmediğinden anlamak mümkün. ?Sigorta, insanların bir ihtiyacı? diye iddia ediyoruz. Oysa insanların sigorta satın almadıklarını, ihtiyaç olarak görmediklerini görüyoruz. Dolayısıyla malımızı, eserimizi satamıyoruz. Demek ki iyi yapmıyoruz veya iyi tanıtmıyoruz. Kabahat kimin? İyi tanımayanın mı? İyi tanıtamayanın mı? İyi satamayanın mı? Veyahut da kötü yapanın mı? Yoksa almayanın mı? Biz bu mesleğin mensupları olarak bu işi; 1. iyi tanıtmadığımızı, 2. iyi yapmadığımızı, 3. iyi satamadığımızı düşünüyoruz. Onun için önce kendimizi düzeltmemiz gerektiğini sonra başkalarını eleştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

 

 

D.Y. - Bu yılki programınızda nasıl çalışmalar yapmayı hedefliyorsunuz?

H.D. - Geçen sene Kasım ayında yaptığımız genel kurulda 2 yıllık bir süre için görev aldık. Dolayısıyla bu sene bizim için yönetim süresi bitmedi. Geçen yıl vaat ettiklerimizi yapmak için 1 yıl daha var önümüzde. Şimdi yapamadığımız bazı şeyleri yapmak istiyoruz. Bunların bir tanesi iletişime çözüm getirmek. 400?e yakın üyemizin olmasına rağmen hâlâ iletişimde teknolojiyi kullanamıyoruz. Fonksiyonel bir web sitemiz yok. Web sitemiz hâlâ eski bir şekilde duruyor. Onu günün gereği ne ise o şekle getirmemiz lazım. Bir bültenimiz vardı, 5 yıl sürekli yayınladık. Fakat 2001 krizinden sonra baskı maliyetleri, dağıtım maliyetleri nedeniyle çıkartamadık. Onu elektronik ortamda daha fonksiyonel hale getirmek istiyoruz. Her üyemize, her önemli adrese bir e-bülten halinde ulaştırmak istiyoruz. Bu bültende üyelerimizden haberler; kim ne yaptı, nereye gitti, şirketlerin eleman ihtiyaçlarını bizim üye bünyemizden karşılamaları için eleman - iş arayanlar sayfası, sektörün güncel konularına veya sosyal konulara değinen makaleler yer alacak. Burayı herkesin başvurabileceği kaynak sayfa haline getirmek istiyoruz. Bu aydan itibaren bunun çalışmalarına başlayarak dönem içinde bitiririz diye umuyorum.

 

İkincisi bu web sitesinden sonra, buradan da faydalanacağımız ?sigortacılığın ahlaki kuralları? diye bir projemiz var. Tıptaki Hipokrat yemininde nasıl doktorluğun ahlaki kuralları ortaya konmuş ve yemini etmeden doktorluğa başlanmıyor ise bunu sigortacılıkta gerçekleştirmek istiyoruz. Sigortacılığın ahlaki kurallarını somutlaştıralım istiyoruz. Herkes biliyor ama telaffuz etmiyor. ?Sigortacılar, çok dürüst olmak zorundalar? çünkü, insanlara bir kağıtla söz veriyorlar. ?Siz bize şu kadar prim vereceksiniz, biz sizin en muhtaç olduğunuz anda, kaza geçirdiğiniz anda, yaralandığınızda, hasta oluğunuzda size maddi katkı sağlayacağız, vefat ederseniz geride bıraktıklarınıza tazminat ödeyeceğiz? diye söz veriyoruz. Bu söz yerine geldiği zaman çok önemli oluyor. Bir kere sizin ?kem küm kebelek? dememeniz lazım. Böyle diyecek durumlara düşmemeniz lazım. Dolayısıyla bunu kesin kurallara bağlayıp belki de bunu söyleyerek başlamak lazım mesleğe. ?Ben asla bu ilkelerden vazgeçmeyeceğim, bugünden itibaren sigortacı oluyorum? dedikten sonra mesleğe başlamak lazım ki müşteri diye düşündüğümüz 65 milyon insan bize güvensin, bizden bir zarar gelmeyeceğini anlasın, satmak istediğimiz malı aldığı zaman gerçekten kendini güvende hissetsin. Tabi bu tek taraflı değil. Sigortalı da, bu haklara sahip olduğu gibi bazı yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini bilsin. Nedir onlar? Riskini doğru tanımlasın. Primini zamanında ödemesi gerektiğini bilsin, poliçesinde yazan teminatları satın aldığını onun haricinde herhangi bir zararı olursa tazminat istemeyeceğini, alamayacağını bilsin. Eksper de, gerçek hasarı- ne sigorta şirketini ne de müşteriyi düşünerek- yazsın, bilimsel, matematiksel veya gerçek sonucu rapor edeceğini bilsin. Acente de, sigorta şirketinin artısını eksisini müşteriye tanıtsın, müşterisinin artısını eksisini sigorta şirketine aktarsın. Sigortacılığın etik ilkelerini böylece somutlaştıralım. Bunları sadece biz ifade etmeyelim, sektörde söz sahibi kim varsa herkes söylesin, herkesin hemfikir olduğu ?evet bunlar doğrudur, düzgündür? diye fikir birliği ettiği cümleleri etik kurallar olarak ilan edelim. Kimse bize dikte etmesin bunu, bir kamu otoritesi, Avrupa Birliği v.s.? Veya dini kitaptan bakarak sigortacılık böyle olmalıdır demeyelim. İşin içinde olan insanlar olarak biz yapalım. Diyelim ki bu böyle olsun, biz bunu okuyacağız, siz de okuyun, bilin de uyacağımızı. Herkes bu rahatlık içinde olsun. Bunun için neredeyse iki senedir çalışıyoruz. Sema Bulutlu? nun Başkanlığı zamanında başladı bu çalışma. Bir kitapçık hazırladı, bütün üyelere ve sigorta şirketlerine  gönderdik. Nasıl bir katkı gelebilir buna diye.

 

 

D.Y. - Nasıl tepkiler aldınız şirketlerden?

 

H.D. - Tahmin edin. Hiç. Belki internet vasıtasıyla daha fazla insana ulaşırız da daha fazla tepki alırız diye düşünüyoruz. Buna da tepki alamazsak, demek ki kimsenin ekleyecek bir sözü yokmuş, demek ki bizim yaptığımız doğruymuş diyeceğiz.

 

 

D.Y. - Derneğinizdeki çalışma grupları hakkında bilgi verir misiniz?

 

H.D. - Çalışma grupları, her dernekte olması gereken unsurlardır. Bizim derneğimizde de başlangıçta böyle çalışma grupları kurduk.  Üyelerle ilişkiler çalışma grubu, şirketlerle ilişkiler çalışma grubu, Avrupa Birliği ile Türkiye?deki sigortacılık mevzuatını inceleme-irdeleme çalışma grubu, hayat sigortaları çalışma grubu gibi... Çalışma grubunun fiilen olması için o derneğin üyelerinin çalışma gruplarında görev alması lazım. Zaten derneğin idari bir organı var. Yönetim kurulundaki üyeler normal üye iken ekstra bir görev almak amacıyla ortaya çıktılar ve genel kurul tarafından seçildiler. Fakat derneğin gerçekten fonksiyonel olması için, bazı şeyleri başarması için yönetim kurulu üyelerinin dışında diğer üyelerinin de dernek amaçları doğrultusunda çalışma grupları çerçevesinde bir araya gelip etkinliklerde bulunmaları gerekli. Kimseyi mecbur tutamazsınız, ?sen üye oldun ille de gel şurada çalış? diyemezsiniz. Gönüllü olması lazım üyelerin. Belki biz çok teşvik edemedik, ama üyelerimiz de pek bu konuda atılımda bulunmadı. Zamandan fedakârlık yapıp da diğer üyelerle bir araya gelelim şu konuda araştırma yapalım, sonuçlar çıkartalım diye pek teklif gelmedi. İlk yıllar üyelerimiz, ilk heyecanla, hayat sigortaları çalışma grubu veya sigorta sahtekârlıkları çalışma grubu olarak o kadar güzel çalıştı ki bir kitap bile çıkarttı. Diğer çalışma grupları da yaptıklarını bir ürün olarak ortaya koyabilirlerdi, bir rapor halinde sunabilirlerdi. Hâlâ bunu yapma şansımız var.

 

 

D.Y. - Çalışma grupları dışında nasıl bir araya geliyorsunuz?

 

H.D. - Her ay yönetim kurulu olarak toplantı yapıyoruz.  Ama üyelerimizi bir araya getirmek için  yılda 1 veya 2 defa bir vesile oluyor. Yılbaşında yeni yıla merhaba partisi veriyoruz. Veya yaza doğru tekne gezisi yapalım, piknik yapalım diyoruz. İlk yıllar o da gerçekten çok yoğun kalabalıklarla gerçekleşirdi. Fakat son zamanlarda biz de pek büyük toplantı organize edemedik. Gelen de pek olmadı. 2002 yılının başında Kuruçeşme Divan? da bir yemek organize ettik üyelerimizi bir arada görelim diye. Orada da maalesef 30-40 kişilik bir topluluk bir araya gelebildik. Halbuki bizim 400 üyemizden en az yarısının gelmesini beklerdik. 10. yıl bizim için güzel bir vesileydi. Orada da üyelerimizin haricinde de pek çok kişiyi çağırdığımız halde ancak 120 kişi vardı. Tabi bunda şunun da sebebi var; 400 üyemiz var diyoruz ama üyelerimiz ya sektörden ayrıldı ya o kadar sıkıntılı dönemlerde o kadar yoğun şekilde çalışıyorlar ki işlerinden başlarını kaldırma imkânları yok. Gerçi üyelerimizden bazıları krizden önce sektördeki sıkıntıları hissettikleri için sektörden ayrılmışlardı. Kalanlar da, ya emekliliği gelmiş olan insanlar ayrıldıklarından ya da çalışma tempolarının yoğunluğundan bu tür etkinliklere katılamıyorlar. İnsanların meslektaşlarıyla konuşmaları, dertleşmeleri, bir araya gelip birbirlerinin hallerinden anlamaları, birbirinin sorunlarına ortak olmaları işlerini kolaylaştırır ama, demek ki vakit ayıramıyorlar. Veyahut da bizim üyelerimizle haberleşmek için kullandığımız kanal, ekonomik sıkıntılar nedeniyle internetteki e-postalardan ibaret olduğundan sorunlar yaşanmakta. Daha önce herkesin adresine mektup yolluyorduk. Oysa şimdi e-posta adresleri değişenlere ulaşamıyoruz.  Ancak bir vesileyle bize söylerlerse haberimiz oluyor. Eskiden her halükârda bir şirkete bir bülten gittiği zaman herkes kendi masasına gelmese bile başkasını görürdü ve bir temasa geçilirdi. Dolayısıyla bizim de ulaşma problemimiz var kendilerine.

 

 

D.Y. - GESİD Bülteni 5 yıl boyunca çıktı. Sizin için önemli bir organdı sanırım.

H.D. - 5 yıl boyunca 56 tane bülten yayımladık. Bunlarda yaklaşık 200 üyemize ait iş taleplerini ilan halinde verdik. Ve yine yaklaşık 200?e yakın sigorta şirketlerinden veya reasürans şirketlerinden eleman taleplerini yayımladık. Ve bunların karşılığında da yaklaşık 40 kişinin istihdam edilmesine biz vesile olmuş olduk. Bu da bize mutluluk verdi. Eskiden biliyorum ki üyelerimizin bizimle çok temasta olmaları bültendeki o eleman ilanları, üyelerden haberler ve yazılarımızdı.  Bülten durunca dernek çekiciliğini kaybetti. Başkalarını suçlamadan kendimizi suçlu buluyorum burada. Burada kendimizi eleştiriyorum. Internet web sitesi yapmak çok zor bir şey değil. Kendi içimizde bu işi yapan, bilen bir üyemiz varsa onun yardımını alıp birlikte bu konuyu halletmek, hem maddi hem de manevi açıdan daha uygun olur. Veya onların yönlendireceği başka bir profesyonelle de çalışabiliriz. O da olmadı el birliğiyle uygun bir yerden bir profesyonel yardım almak da söz konusu olabilir.

 

 

D.Y. - GESİD? in üye profili nasıl?

 

H.D. - 12 kurucu kişiden 10?u halen sektörde. 3?ü de yurt dışında çalışıyor. Nilgün Avşar Kanada?ya yerleşti ve Gerling Life?da çalışıyor. Ebru Ulufer Londra?ya yerleşti ve Willis?te çalışıyor. Nazlı Tunabaş Münih Re?de, Andreas Weis ile evlendi ve Almanya?da çalışıyor. 480 üyeye kadar çıkmışız. Şu anda 375 üyemiz var. Kurulduğundan bu yana üyelerimizden yılda ortalama 1 milyar lira aidat toplamışız ve sektör şirketlerinden yılda ortalama 2 milyar lira destek almışız. Bu gelirler hep aktivitelerimizde kullanılmış. Yönetim kurulunda şimdiye kadar 50 kişi aktif olarak çalışmış, her yıl 5 yeni kişi görev almış. Böyle bir zorunluluk yok ama keşke çok daha fazla kişi talip olsa ki bu işe de bir devinim gelse derneğe. Nitekim ilk heyecanlarımızı yitirebiliriz. Bizden daha heyecanlı, daha bilgili, daha verimli insanlar gelseler daha ilerilere götürseler Derneği diye hep hasretle bekliyoruz.

 

 

D.Y. - Düzenlediğiniz toplantılara katılımı nasıl buluyorsunuz?

 

H.D. - 10 sene boyunca 65 tane konferans düzenledik. Bunlara 75 konuşmacı katıldı. O günün güncel konularına ağırlık veren paneller düzenlemeye çalışıyoruz. Ortalama 30, maksimum 200 kişi katılmış bu toplantılara. Mesela krizin ilk ayında yaptığımız toplantı; ?Türkiye?nin yaşadığı kriz ve kriz sonrası ekonomideki son gelişmeler? konulu, Prof. Taner Berksoy? un konferansına, 200 kişi katılmıştı. Recai Dalaş, Çetin Alanya, Mert Yücesan ve Thomas Baron?un katıldığı ?2000 yılına girerken Türk sigorta sektörünün değerlendirilmesi? konulu panel de yine bayağı ilgi görmüştü. Bir de Cahit Nomer? in konuşmasında da çok kalabalık olmuştu. Keşke daha fazla ilgi görse konferanslar. Boğazlardaki tehlikeyi gündeme getiren Baku-Ceyhan Boru Hattı ile ilgili konferans; risk açısından dolayısıyla sigortacılık açısından güncel bir konuydu. Üyelerimizin çoğunun ilgi göstermesini beklerdik. Üyelerimiz dışında sigorta şirketlerinin genel müdürlerine de haber veriyoruz ki arzu ederlerse katılsınlar veya uygun gördükleri kişileri görevlendirsinler. Herkese açık diyoruz.  Onun dışında, 10 gezi yapmışız. Anıtkabir?e, Darıca? ya, Abant? a gibi. Boğaz?da tekne turları yaptık çeşitli kereler. 45 adet sosyal amaçlı toplantı yapmışız. ?Sallanan Salı? toplantılarımız vardı. Hem iş çıkışında bir araya gelip keyifli anlar geçirmek hem de bazen temalı oluyordu onlar. Kimi arkadaşlarımız seyahat anılarını anlatıyorlardı, dia gösterisi eşliğinde. Kimisinde yarışmalar yapıyorduk. Kimisinde müzisyenler geliyordu, bize eşlik ediyordu, şarkılar söylüyorduk. Çoğunda da bunlara gerek kalmaksızın toplanmaktan mutlu oluyoruz.

 

 

D.Y. - Meclisin sigortacılığa bakışını nasıl buluyorsunuz?

 

H.D. - Sayısız faks çekmişizdir TBMM Plan Bütçe Komisyonuna, Hazine Müsteşarlığı?na, Meclis Başkanlığına, Hükümet üyelerine ve ilgili kurumlara, yasanın olmayışının sıkıntısını haber veren veya o zaman gündemde yeni bir çalışma varsa onunla ilgili görüşlerimizi ileten. Cumhurbaşkanına, yeni Hükümetin Başbakanına yazdığımız raporlar var. Bir sivil toplum kuruluşu olarak bizim açımızdan görülen sorunları bu şekilde ilettik. Umarım yararlanmışlardır.

 

Mecliste şu anda bir çok sigortacı var. Bundan önceki hükümetlerde de sigortacılar vardı. Onlarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Sıkıntısını çektiğimiz durumdan bizi çıkartacak kanun çıkartıp, eksiklikleri gidermeleri gereken insanlar milletin vekilleri. Ama onların gündemlerinin neresinde bizim sektörümüz tahmin etmek bile istemiyorum. Ya bu önemsiz görüldüğünden, ya da bununla ilgili baskılar çok yetersiz olduğundan ya da diğer gündem maddelerinin öne sürülmesinde toplumun baskısının daha fazla olmasından bir türlü buna sıra gelmiyor. İnsanlar neyi biliyorlarsa onu yapmak isterler. Şimdi ben sigortacı olduğum için günlük konuşmalarımın dörtte üçü sigortayla ilgili geçiyor. Ben bilemem ki, Türkiye?de doktorlukla ilgili şu sorunlar var diye, benden bir şey beklemeyin. Veya inşaat sektörünün bu günkü durumu hakkında ben konuşmayayım. Ben bildiğim konular hakkında konuşuyorum. Onlar da hangi konularda daha çok bilgi sahibi iseler veya hangi konulara ilişkin şikâyet duymuşlarsa o konularda hükümete geldiklerinde bir şey yapıyorlar. Eksikliği onlarda bulmaktansa ben bizim için yüzde yüz önemli olan bu konuyu onlara iyi duyuramamamızda buluyorum. Sadece bizim için değil ülkenin çıkarı için de önemli olduğunu düşünüyorsak biz biraz daha bağırıp çağırmalıyız, biraz daha sesimizi duyurmalıyız. Bizim de sivil toplum kuruluşlarımız var, yarı kamusal kuruluşumuz  ? TSRŞB var, koca koca 50 şirketimiz var, 900 eksper var, 15 bin acentemiz var. Sigortacılıktan ekmek yiyen kaç insan var Türkiye?de? 30 bin kişi, 150 bin kişi demektir aileleriyle. Böyle bir topluluğuz biz. Bizim bu sektörün sorunlarını yansıtamamamız biraz tuhaf değil mi? Kendimizi de içine katıyorum. Biz madem Genç Sigortacılar Derneği? yiz, bir sivil toplum kuruluşuyuz, bizim demek ki faks çekmekle yetinmememiz gerekirdi, Meclis? e gitmemiz gerekirdi. Daha fazla şey yapmamız gerekirdi. Gidip belki Meclisin kapısının önünde yatmamız gerekirdi, kulislere gitmemiz gerekirdi. Herkesle görüşmemiz gerekirdi. Gerekiyor. O zaman yapmadık, şimdi yapmamız lazım. Bir an evvel yapmamız lazım. Çünkü sorunlu olan herkes, kuruyor derneğini veya birliğini, gidiyor orada gündeme oturuyor. Buraya bunu halletmek için geldim, bunun için dernek kurdum, bu dernek bunları yapacak, şunlarla görüşecek, şu harcamaları yapacak, şu sonuçları alacak gelecek, yapan bileğinin hakkıyla alıyor geliyor. Yapamayanlar da yollarına devam ediyorlar. Türkiye?nin tabii tek sorunlusu biz olmadığımız gibi, sorununu çözemeyen de sadece biz değiliz. Bizim gibi aktif olamayanlar sorunlarıyla yaşıyorlar. Yapamadığımız şeylerden birisi de bu, evet rapor yazmışız, faks çekmişiz, ama sonunu getirememişiz, bunun sonunu getirmekle ancak bir işe yarardı. İstediğimiz kadar koşalım  bu koşmaktan bir şey yaratamamışsak haybeye koşmuşuz demektir. Bir şey yapabilmiş olsaydık, ?koştuk, yorulduk ve şunu kazandık? derdik o zaman çok daha mutlu olurduk.

 

Bunu sadece GESİD değil, GESİD? in yanında 10 tane daha dernek yapmalı Sigorta Tatbikatçıları Derneği yapmalı. Sigorta Aracıları Derneği yapmalı. Eksperler Derneği yapmalı. Yani derneği olan her sivil toplum kuruluşu, şimdiye kadar yaptıklarının belki de 10 mislini yapmalı. Yapmıyor demiyorum yapıyorlar ama demek ki yetmiyor. Daha da fazla yapmalıyız.  Maksat sonuç almak, sonuç almadıktan sonra  yapmamızın manası yok. Yapmış olmak için yapmanın bir anlamı olmadığı için, daha fazla yapmalıyız.  Kimse bize acıyıp da ?evet şimdi sıra size geldi, gelin sizin sorununuzu halledelim? demez, çünkü dünyada problem bitmiyor hiçbir zaman, yeni problemler çıkıyor ortaya, gayet doğal bir şey, hayat gelişiyor, insanlar gelişiyor, sorunlar çoğalıyor, çözülecek mesele her zaman var. Ama araya girmek için problem sahibinin çaba sarf etmesi lazım yoksa çözecek kişi niye seni öne alsın?

 

 

D.Y. - GESİD?in bu söylediklerinizi yapabilmesi için neye ihtiyacı var?

 

H.D. - Bizim bu söylediğim şeyleri yapabilmemiz için güce ihtiyacımız var. Güç de bizim enerjimizle sınırlı, biz 10 senedir kendi enerjimizle kendi gayretimizle sağ olsun sektördeki bizi izleyenlerin teşviki sayesinde, artan bir enerjiyle devam ediyoruz ama bu görülüyor ki yeterli gelmiyor. Yani bizim gibi, sektörün tüm mensuplarının da çalışması lazım. Bu çalışmayı istedikleri yerde yapabilecekleri gibi bizimle, Derneğimizin bünyesinde de yapabilirler, güç katarlar. Kendi aralarında yapabilirler, yeter ki yapsınlar. Üyelerimizin de pasif kalmayıp aktif olarak ?ne yapabiliriz?? diye kendilerine sorup, bunun cevabını verip bir şeyler yapmalarını istiyoruz. Yani sadece bize bırakmasınlar, ?Yönetim Kurulundaki arkadaşlar nasıl olsa yapıyorlar, aferin onlara? demesinler, ?biz de bir şey yapalım? desinler. Şu sıkıntıları, şu eksikliği herkes mutlaka hissediyor, ama ?nasıl olsa birileri yapıyor? dersek sonuca ulaşamıyoruz. Biz iddiasız bir şekilde bir şeyler yapmamıza rağmen bir sonuçlar alıyoruz. Ama daha çok sonuç almak için daha fazla insanın el birliği etmesi lazım. Bir elin nesi var iki elin sesi var denir ya on elin daha fazla sesi var, yüz elin daha çok sesi var.

 

 

Sigorta Dünyası  / Kasım - Aralık 2003