|
|
Bunu fertler halinde de yapabilirdik. Ama organize halde
yapmak çok daha verimli olur, çok daha farklı olur, zevkli olur, fonksiyonel
olur. Üstelik birbirimize cesaret veririz, güç veririz. Yoksa çok büyük bir
iddiayla her şeyi düzelteceğiz diye bir meydan okumamız yok. Nitekim 10 sene
önce kurulduğumuz zaman da olağanüstü iddialarla çıkmadık. Çok hoşgörü
gördük, teveccüh gördük, kimseyi incitmedik, kimseyi haksız yere eleştirmedik,
?siz şunu eksik yaptınız, ?biz bunu düzeltmek için buradayız, çekilin
kenara? filan demedik. Herkesin yaptığına saygı gösterdik. Çünkü bizden önce
de gerçekten sektörün mensupları çok fedakârca çalışmışlar, yokluk içinde bir
şeyler üretmeye çalışmışlar. Güzel şeyler koymuşlar ortaya, herkes elinden
geleni yapmış, sıra bizde. Biz de elimizden geleni yapmalıyız. Yapmazsak
ayıp. Yapmazsak gerçekten hesap vermemiz lazım.
D.Y. - GESİD?in en önemsediği şey nedir?
H.D. - GESİD olarak hep önemsediğimiz şey ?mesleğimize sahip
çıkmak? ve ?bu mesleği doğru dürüst yapılır hale getirmeye katkı sağlamak?.
Şu anda doğru yapılmıyor. Bunu, kabul görmediğinden anlamak mümkün. ?Sigorta,
insanların bir ihtiyacı? diye iddia ediyoruz. Oysa insanların sigorta satın
almadıklarını, ihtiyaç olarak görmediklerini görüyoruz. Dolayısıyla malımızı,
eserimizi satamıyoruz. Demek ki iyi yapmıyoruz veya iyi tanıtmıyoruz. Kabahat
kimin? İyi tanımayanın mı? İyi tanıtamayanın mı? İyi satamayanın mı? Veyahut
da kötü yapanın mı? Yoksa almayanın mı? Biz bu mesleğin mensupları olarak bu
işi; 1. iyi tanıtmadığımızı, 2. iyi yapmadığımızı, 3. iyi satamadığımızı
düşünüyoruz. Onun için önce kendimizi düzeltmemiz gerektiğini sonra
başkalarını eleştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
D.Y.
- Bu yılki programınızda nasıl çalışmalar yapmayı hedefliyorsunuz?
H.D. - Geçen sene Kasım ayında yaptığımız genel kurulda 2 yıllık
bir süre için görev aldık. Dolayısıyla bu sene bizim için yönetim süresi
bitmedi. Geçen yıl vaat ettiklerimizi yapmak için 1 yıl daha var önümüzde.
Şimdi yapamadığımız bazı şeyleri yapmak istiyoruz. Bunların bir tanesi
iletişime çözüm getirmek. 400?e yakın üyemizin olmasına rağmen hâlâ
iletişimde teknolojiyi kullanamıyoruz. Fonksiyonel bir web sitemiz yok. Web
sitemiz hâlâ eski bir şekilde duruyor. Onu günün gereği ne ise o şekle
getirmemiz lazım. Bir bültenimiz vardı, 5 yıl sürekli yayınladık. Fakat 2001
krizinden sonra baskı maliyetleri, dağıtım maliyetleri nedeniyle
çıkartamadık. Onu elektronik ortamda daha fonksiyonel hale getirmek istiyoruz.
Her üyemize, her önemli adrese bir e-bülten halinde ulaştırmak istiyoruz. Bu
bültende üyelerimizden haberler; kim ne yaptı, nereye gitti, şirketlerin
eleman ihtiyaçlarını bizim üye bünyemizden karşılamaları için eleman - iş
arayanlar sayfası, sektörün güncel konularına veya sosyal konulara değinen
makaleler yer alacak. Burayı herkesin başvurabileceği kaynak sayfa haline
getirmek istiyoruz. Bu aydan itibaren bunun çalışmalarına başlayarak dönem
içinde bitiririz diye umuyorum.
İkincisi bu web sitesinden sonra, buradan da faydalanacağımız
?sigortacılığın ahlaki kuralları? diye bir projemiz var. Tıptaki Hipokrat
yemininde nasıl doktorluğun ahlaki kuralları ortaya konmuş ve yemini etmeden
doktorluğa başlanmıyor ise bunu sigortacılıkta gerçekleştirmek istiyoruz.
Sigortacılığın ahlaki kurallarını somutlaştıralım istiyoruz. Herkes biliyor
ama telaffuz etmiyor. ?Sigortacılar, çok dürüst olmak zorundalar? çünkü,
insanlara bir kağıtla söz veriyorlar. ?Siz bize şu kadar prim vereceksiniz,
biz sizin en muhtaç olduğunuz anda, kaza geçirdiğiniz anda, yaralandığınızda,
hasta oluğunuzda size maddi katkı sağlayacağız, vefat ederseniz geride
bıraktıklarınıza tazminat ödeyeceğiz? diye söz veriyoruz. Bu söz yerine
geldiği zaman çok önemli oluyor. Bir kere sizin ?kem küm kebelek? dememeniz
lazım. Böyle diyecek durumlara düşmemeniz lazım. Dolayısıyla bunu kesin
kurallara bağlayıp belki de bunu söyleyerek başlamak lazım mesleğe. ?Ben asla
bu ilkelerden vazgeçmeyeceğim, bugünden itibaren sigortacı oluyorum? dedikten
sonra mesleğe başlamak lazım ki müşteri diye düşündüğümüz 65 milyon insan
bize güvensin, bizden bir zarar gelmeyeceğini anlasın, satmak istediğimiz
malı aldığı zaman gerçekten kendini güvende hissetsin. Tabi bu tek taraflı
değil. Sigortalı da, bu haklara sahip olduğu gibi bazı yükümlülükleri yerine
getirmesi gerektiğini bilsin. Nedir onlar? Riskini doğru tanımlasın. Primini
zamanında ödemesi gerektiğini bilsin, poliçesinde yazan teminatları satın
aldığını onun haricinde herhangi bir zararı olursa tazminat istemeyeceğini,
alamayacağını bilsin. Eksper de, gerçek hasarı- ne sigorta şirketini ne de
müşteriyi düşünerek- yazsın, bilimsel, matematiksel veya gerçek sonucu rapor
edeceğini bilsin. Acente de, sigorta şirketinin artısını eksisini müşteriye
tanıtsın, müşterisinin artısını eksisini sigorta şirketine aktarsın.
Sigortacılığın etik ilkelerini böylece somutlaştıralım. Bunları sadece biz
ifade etmeyelim, sektörde söz sahibi kim varsa herkes söylesin, herkesin
hemfikir olduğu ?evet bunlar doğrudur, düzgündür? diye fikir birliği ettiği
cümleleri etik kurallar olarak ilan edelim. Kimse bize dikte etmesin bunu,
bir kamu otoritesi, Avrupa Birliği v.s.? Veya dini kitaptan bakarak
sigortacılık böyle olmalıdır demeyelim. İşin içinde olan insanlar olarak biz
yapalım. Diyelim ki bu böyle olsun, biz bunu okuyacağız, siz de okuyun, bilin
de uyacağımızı. Herkes bu rahatlık içinde olsun. Bunun için neredeyse iki
senedir çalışıyoruz. Sema Bulutlu? nun Başkanlığı zamanında başladı bu
çalışma. Bir kitapçık hazırladı, bütün üyelere ve sigorta şirketlerine
gönderdik. Nasıl bir katkı gelebilir buna diye.
D.Y. - Nasıl tepkiler aldınız şirketlerden?
H.D. - Tahmin edin. Hiç. Belki internet vasıtasıyla daha fazla
insana ulaşırız da daha fazla tepki alırız diye düşünüyoruz. Buna da tepki
alamazsak, demek ki kimsenin ekleyecek bir sözü yokmuş, demek ki bizim
yaptığımız doğruymuş diyeceğiz.
D.Y. - Derneğinizdeki çalışma grupları hakkında bilgi verir
misiniz?
H.D. - Çalışma grupları, her dernekte olması gereken unsurlardır.
Bizim derneğimizde de başlangıçta böyle çalışma grupları kurduk. Üyelerle
ilişkiler çalışma grubu, şirketlerle ilişkiler çalışma grubu, Avrupa Birliği
ile Türkiye?deki sigortacılık mevzuatını inceleme-irdeleme çalışma grubu,
hayat sigortaları çalışma grubu gibi... Çalışma grubunun fiilen olması için o
derneğin üyelerinin çalışma gruplarında görev alması lazım. Zaten derneğin
idari bir organı var. Yönetim kurulundaki üyeler normal üye iken ekstra bir
görev almak amacıyla ortaya çıktılar ve genel kurul tarafından seçildiler. Fakat
derneğin gerçekten fonksiyonel olması için, bazı şeyleri başarması için
yönetim kurulu üyelerinin dışında diğer üyelerinin de dernek amaçları
doğrultusunda çalışma grupları çerçevesinde bir araya gelip etkinliklerde
bulunmaları gerekli. Kimseyi mecbur tutamazsınız, ?sen üye oldun ille de gel
şurada çalış? diyemezsiniz. Gönüllü olması lazım üyelerin. Belki biz çok
teşvik edemedik, ama üyelerimiz de pek bu konuda atılımda bulunmadı. Zamandan
fedakârlık yapıp da diğer üyelerle bir araya gelelim şu konuda araştırma
yapalım, sonuçlar çıkartalım diye pek teklif gelmedi. İlk yıllar üyelerimiz,
ilk heyecanla, hayat sigortaları çalışma grubu veya sigorta sahtekârlıkları
çalışma grubu olarak o kadar güzel çalıştı ki bir kitap bile çıkarttı. Diğer
çalışma grupları da yaptıklarını bir ürün olarak ortaya koyabilirlerdi, bir
rapor halinde sunabilirlerdi. Hâlâ bunu yapma şansımız var.
D.Y. - Çalışma grupları dışında nasıl bir araya geliyorsunuz?
H.D. - Her ay yönetim kurulu olarak toplantı yapıyoruz. Ama
üyelerimizi bir araya getirmek için yılda 1 veya 2 defa bir vesile oluyor.
Yılbaşında yeni yıla merhaba partisi veriyoruz. Veya yaza doğru tekne gezisi
yapalım, piknik yapalım diyoruz. İlk yıllar o da gerçekten çok yoğun
kalabalıklarla gerçekleşirdi. Fakat son zamanlarda biz de pek büyük toplantı
organize edemedik. Gelen de pek olmadı. 2002 yılının başında Kuruçeşme Divan?
da bir yemek organize ettik üyelerimizi bir arada görelim diye. Orada da
maalesef 30-40 kişilik bir topluluk bir araya gelebildik. Halbuki bizim 400
üyemizden en az yarısının gelmesini beklerdik. 10. yıl bizim için güzel bir
vesileydi. Orada da üyelerimizin haricinde de pek çok kişiyi çağırdığımız
halde ancak 120 kişi vardı. Tabi bunda şunun da sebebi var; 400 üyemiz var
diyoruz ama üyelerimiz ya sektörden ayrıldı ya o kadar sıkıntılı dönemlerde o
kadar yoğun şekilde çalışıyorlar ki işlerinden başlarını kaldırma imkânları
yok. Gerçi üyelerimizden bazıları krizden önce sektördeki sıkıntıları
hissettikleri için sektörden ayrılmışlardı. Kalanlar da, ya emekliliği gelmiş
olan insanlar ayrıldıklarından ya da çalışma tempolarının yoğunluğundan bu
tür etkinliklere katılamıyorlar. İnsanların meslektaşlarıyla konuşmaları,
dertleşmeleri, bir araya gelip birbirlerinin hallerinden anlamaları,
birbirinin sorunlarına ortak olmaları işlerini kolaylaştırır ama, demek ki
vakit ayıramıyorlar. Veyahut da bizim üyelerimizle haberleşmek için
kullandığımız kanal, ekonomik sıkıntılar nedeniyle internetteki e-postalardan
ibaret olduğundan sorunlar yaşanmakta. Daha önce herkesin adresine mektup
yolluyorduk. Oysa şimdi e-posta adresleri değişenlere ulaşamıyoruz. Ancak
bir vesileyle bize söylerlerse haberimiz oluyor. Eskiden her halükârda bir
şirkete bir bülten gittiği zaman herkes kendi masasına gelmese bile başkasını
görürdü ve bir temasa geçilirdi. Dolayısıyla bizim de ulaşma problemimiz var
kendilerine.
D.Y.
- GESİD Bülteni 5 yıl boyunca çıktı. Sizin için önemli bir organdı sanırım.
H.D. - 5 yıl boyunca 56 tane bülten yayımladık. Bunlarda yaklaşık
200 üyemize ait iş taleplerini ilan halinde verdik. Ve yine yaklaşık 200?e
yakın sigorta şirketlerinden veya reasürans şirketlerinden eleman taleplerini
yayımladık. Ve bunların karşılığında da yaklaşık 40 kişinin istihdam
edilmesine biz vesile olmuş olduk. Bu da bize mutluluk verdi. Eskiden
biliyorum ki üyelerimizin bizimle çok temasta olmaları bültendeki o eleman
ilanları, üyelerden haberler ve yazılarımızdı. Bülten durunca dernek
çekiciliğini kaybetti. Başkalarını suçlamadan kendimizi suçlu buluyorum
burada. Burada kendimizi eleştiriyorum. Internet web sitesi yapmak çok zor bir
şey değil. Kendi içimizde bu işi yapan, bilen bir üyemiz varsa onun yardımını
alıp birlikte bu konuyu halletmek, hem maddi hem de manevi açıdan daha uygun
olur. Veya onların yönlendireceği başka bir profesyonelle de çalışabiliriz. O
da olmadı el birliğiyle uygun bir yerden bir profesyonel yardım almak da söz
konusu olabilir.
D.Y. - GESİD? in üye profili nasıl?
H.D. - 12 kurucu kişiden 10?u halen sektörde. 3?ü de yurt dışında
çalışıyor. Nilgün Avşar Kanada?ya yerleşti ve Gerling Life?da
çalışıyor. Ebru Ulufer Londra?ya yerleşti ve Willis?te çalışıyor. Nazlı
Tunabaş Münih Re?de, Andreas Weis ile evlendi ve Almanya?da
çalışıyor. 480 üyeye kadar çıkmışız. Şu anda 375 üyemiz var. Kurulduğundan bu
yana üyelerimizden yılda ortalama 1 milyar lira aidat toplamışız ve sektör
şirketlerinden yılda ortalama 2 milyar lira destek almışız. Bu gelirler hep
aktivitelerimizde kullanılmış. Yönetim kurulunda şimdiye kadar 50 kişi aktif
olarak çalışmış, her yıl 5 yeni kişi görev almış. Böyle bir zorunluluk yok
ama keşke çok daha fazla kişi talip olsa ki bu işe de bir devinim gelse
derneğe. Nitekim ilk heyecanlarımızı yitirebiliriz. Bizden daha heyecanlı,
daha bilgili, daha verimli insanlar gelseler daha ilerilere götürseler
Derneği diye hep hasretle bekliyoruz.
D.Y. - Düzenlediğiniz toplantılara katılımı nasıl
buluyorsunuz?
H.D. - 10 sene boyunca 65 tane konferans düzenledik. Bunlara 75
konuşmacı katıldı. O günün güncel konularına ağırlık veren paneller
düzenlemeye çalışıyoruz. Ortalama 30, maksimum 200 kişi katılmış bu toplantılara.
Mesela krizin ilk ayında yaptığımız toplantı; ?Türkiye?nin yaşadığı kriz ve
kriz sonrası ekonomideki son gelişmeler? konulu, Prof. Taner Berksoy? un
konferansına, 200 kişi katılmıştı. Recai Dalaş, Çetin Alanya, Mert
Yücesan ve Thomas Baron?un katıldığı ?2000 yılına girerken
Türk sigorta sektörünün değerlendirilmesi? konulu panel de yine bayağı ilgi
görmüştü. Bir de Cahit Nomer? in konuşmasında da çok kalabalık
olmuştu. Keşke daha fazla ilgi görse konferanslar. Boğazlardaki tehlikeyi
gündeme getiren Baku-Ceyhan Boru Hattı ile ilgili konferans; risk açısından
dolayısıyla sigortacılık açısından güncel bir konuydu. Üyelerimizin çoğunun
ilgi göstermesini beklerdik. Üyelerimiz dışında sigorta şirketlerinin genel
müdürlerine de haber veriyoruz ki arzu ederlerse katılsınlar veya uygun
gördükleri kişileri görevlendirsinler. Herkese açık diyoruz. Onun dışında,
10 gezi yapmışız. Anıtkabir?e, Darıca? ya, Abant? a gibi. Boğaz?da tekne
turları yaptık çeşitli kereler. 45 adet sosyal amaçlı toplantı yapmışız. ?Sallanan
Salı? toplantılarımız vardı. Hem iş çıkışında bir araya gelip keyifli anlar
geçirmek hem de bazen temalı oluyordu onlar. Kimi arkadaşlarımız seyahat
anılarını anlatıyorlardı, dia gösterisi eşliğinde. Kimisinde yarışmalar
yapıyorduk. Kimisinde müzisyenler geliyordu, bize eşlik ediyordu, şarkılar
söylüyorduk. Çoğunda da bunlara gerek kalmaksızın toplanmaktan mutlu
oluyoruz.
D.Y. - Meclisin sigortacılığa bakışını nasıl buluyorsunuz?
H.D. - Sayısız faks çekmişizdir TBMM Plan Bütçe Komisyonuna, Hazine
Müsteşarlığı?na, Meclis Başkanlığına, Hükümet üyelerine ve ilgili kurumlara,
yasanın olmayışının sıkıntısını haber veren veya o zaman gündemde yeni bir
çalışma varsa onunla ilgili görüşlerimizi ileten. Cumhurbaşkanına, yeni
Hükümetin Başbakanına yazdığımız raporlar var. Bir sivil toplum kuruluşu
olarak bizim açımızdan görülen sorunları bu şekilde ilettik. Umarım
yararlanmışlardır.
Mecliste şu anda bir çok sigortacı var. Bundan önceki
hükümetlerde de sigortacılar vardı. Onlarla temaslarımızı sürdürüyoruz.
Sıkıntısını çektiğimiz durumdan bizi çıkartacak kanun çıkartıp, eksiklikleri
gidermeleri gereken insanlar milletin vekilleri. Ama onların gündemlerinin
neresinde bizim sektörümüz tahmin etmek bile istemiyorum. Ya bu önemsiz
görüldüğünden, ya da bununla ilgili baskılar çok yetersiz olduğundan ya da
diğer gündem maddelerinin öne sürülmesinde toplumun baskısının daha fazla
olmasından bir türlü buna sıra gelmiyor. İnsanlar neyi biliyorlarsa onu
yapmak isterler. Şimdi ben sigortacı olduğum için günlük konuşmalarımın
dörtte üçü sigortayla ilgili geçiyor. Ben bilemem ki, Türkiye?de doktorlukla
ilgili şu sorunlar var diye, benden bir şey beklemeyin. Veya inşaat
sektörünün bu günkü durumu hakkında ben konuşmayayım. Ben bildiğim konular
hakkında konuşuyorum. Onlar da hangi konularda daha çok bilgi sahibi iseler
veya hangi konulara ilişkin şikâyet duymuşlarsa o konularda hükümete
geldiklerinde bir şey yapıyorlar. Eksikliği onlarda bulmaktansa ben bizim
için yüzde yüz önemli olan bu konuyu onlara iyi duyuramamamızda buluyorum.
Sadece bizim için değil ülkenin çıkarı için de önemli olduğunu düşünüyorsak
biz biraz daha bağırıp çağırmalıyız, biraz daha sesimizi duyurmalıyız. Bizim
de sivil toplum kuruluşlarımız var, yarı kamusal kuruluşumuz ? TSRŞB var,
koca koca 50 şirketimiz var, 900 eksper var, 15 bin acentemiz var.
Sigortacılıktan ekmek yiyen kaç insan var Türkiye?de? 30 bin kişi, 150 bin
kişi demektir aileleriyle. Böyle bir topluluğuz biz. Bizim bu sektörün
sorunlarını yansıtamamamız biraz tuhaf değil mi? Kendimizi de içine
katıyorum. Biz madem Genç Sigortacılar Derneği? yiz, bir sivil toplum
kuruluşuyuz, bizim demek ki faks çekmekle yetinmememiz gerekirdi, Meclis? e
gitmemiz gerekirdi. Daha fazla şey yapmamız gerekirdi. Gidip belki Meclisin
kapısının önünde yatmamız gerekirdi, kulislere gitmemiz gerekirdi. Herkesle
görüşmemiz gerekirdi. Gerekiyor. O zaman yapmadık, şimdi yapmamız lazım. Bir
an evvel yapmamız lazım. Çünkü sorunlu olan herkes, kuruyor derneğini veya
birliğini, gidiyor orada gündeme oturuyor. Buraya bunu halletmek için geldim,
bunun için dernek kurdum, bu dernek bunları yapacak, şunlarla görüşecek, şu
harcamaları yapacak, şu sonuçları alacak gelecek, yapan bileğinin hakkıyla
alıyor geliyor. Yapamayanlar da yollarına devam ediyorlar. Türkiye?nin tabii
tek sorunlusu biz olmadığımız gibi, sorununu çözemeyen de sadece biz değiliz.
Bizim gibi aktif olamayanlar sorunlarıyla yaşıyorlar. Yapamadığımız şeylerden
birisi de bu, evet rapor yazmışız, faks çekmişiz, ama sonunu getirememişiz,
bunun sonunu getirmekle ancak bir işe yarardı. İstediğimiz kadar koşalım bu
koşmaktan bir şey yaratamamışsak haybeye koşmuşuz demektir. Bir şey
yapabilmiş olsaydık, ?koştuk, yorulduk ve şunu kazandık? derdik o zaman çok
daha mutlu olurduk.
Bunu sadece GESİD değil, GESİD? in yanında 10 tane daha dernek
yapmalı Sigorta Tatbikatçıları Derneği yapmalı. Sigorta Aracıları Derneği
yapmalı. Eksperler Derneği yapmalı. Yani derneği olan her sivil toplum
kuruluşu, şimdiye kadar yaptıklarının belki de 10 mislini yapmalı. Yapmıyor
demiyorum yapıyorlar ama demek ki yetmiyor. Daha da fazla yapmalıyız. Maksat
sonuç almak, sonuç almadıktan sonra yapmamızın manası yok. Yapmış olmak için
yapmanın bir anlamı olmadığı için, daha fazla yapmalıyız. Kimse bize acıyıp
da ?evet şimdi sıra size geldi, gelin sizin sorununuzu halledelim? demez,
çünkü dünyada problem bitmiyor hiçbir zaman, yeni problemler çıkıyor ortaya,
gayet doğal bir şey, hayat gelişiyor, insanlar gelişiyor, sorunlar çoğalıyor,
çözülecek mesele her zaman var. Ama araya girmek için problem sahibinin çaba
sarf etmesi lazım yoksa çözecek kişi niye seni öne alsın?
D.Y. - GESİD?in bu söylediklerinizi yapabilmesi için neye
ihtiyacı var?
H.D. - Bizim bu söylediğim şeyleri yapabilmemiz için güce
ihtiyacımız var. Güç de bizim enerjimizle sınırlı, biz 10 senedir kendi
enerjimizle kendi gayretimizle sağ olsun sektördeki bizi izleyenlerin teşviki
sayesinde, artan bir enerjiyle devam ediyoruz ama bu görülüyor ki yeterli
gelmiyor. Yani bizim gibi, sektörün tüm mensuplarının da çalışması lazım. Bu
çalışmayı istedikleri yerde yapabilecekleri gibi bizimle, Derneğimizin
bünyesinde de yapabilirler, güç katarlar. Kendi aralarında yapabilirler,
yeter ki yapsınlar. Üyelerimizin de pasif kalmayıp aktif olarak ?ne
yapabiliriz?? diye kendilerine sorup, bunun cevabını verip bir şeyler
yapmalarını istiyoruz. Yani sadece bize bırakmasınlar, ?Yönetim Kurulundaki
arkadaşlar nasıl olsa yapıyorlar, aferin onlara? demesinler, ?biz de bir şey
yapalım? desinler. Şu sıkıntıları, şu eksikliği herkes mutlaka hissediyor,
ama ?nasıl olsa birileri yapıyor? dersek sonuca ulaşamıyoruz. Biz iddiasız
bir şekilde bir şeyler yapmamıza rağmen bir sonuçlar alıyoruz. Ama daha çok
sonuç almak için daha fazla insanın el birliği etmesi lazım. Bir elin nesi
var iki elin sesi var denir ya on elin daha fazla sesi var, yüz elin daha çok
sesi var.
Sigorta Dünyası / Kasım - Aralık 2003
|